السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

بسم الله الرحمن الرحيم


Sayın Başkan ve İdare Heyeti!                                            10.05.2011

Göndermiş olduğunuz ihrac karar ve fermanınızı aldım. Ne yapalım? Bu da kaderin cilvesi diyelim. Başka türlü düşünmek ve beklemekte yersiz ve mantıksız olurdu! Bende cevap yazmak zorundayım. Yoksa haksızlık olur, haksızlığa boyun eğme olurdu!
Birinci husus:Cevabı yazım biraz uzun olacak. Suçu bir başkasına atmak kolaycılıktır. Atılan bu suçu da kabul etmek safdillik olur.
Bazı idare heyetinin ve cemaatten bazı kişilerin hucüm ve hakaretleri neticesinde, hele mahrem kalması gereken bazı şeylerin polis önünde ortaya dökülmesi neticesinde, potansiyel suçlu olarak göstermeye çalıştığınız bendenizde, Cuma günü olması muhtemel olaylardan sorumlu olmamak için, oradan çıktım ve benim gitmem ve camiye gelmemem meseleye çözüm getirecekse poliside şahit tutarak toplantıyı terk ettim. Ama imamlık görevimden istifa etmedim. Yazdığınız çıkış yazınından anladığım kadari ile, bu durumu bir fırsat bilerek, sanki çıkışımı verdiğim zehabına kapılarak ve sebep göstererek 05.05. 2011 tarihinden itibaren çıkışımızı vermişsiniz.Size şöyle bir soru sormazlarmı, madem çıkışımı kendim verdim, neden sizler ekistira bir çıkış daha verdiniz ? Bu ne ifade ediyor? Buna yüzdeyüz fırsat düşkünlüğü denir. Şu hakikat bilineki, resmi bir çıkışım yok. Cemaatım beni istiyor. Sizler cemaatı çiğneyip geçemezsiniz!
İkinci bir husus: Cuma günü camiye gelmemi polis istedi ve geldim. Ve cemaat istedi imamete geçtim. Oturun ve biraz Allah için düşünün. Aklı-selim ve sağduyu ile düşünün! Bu seviyede kin ve inadınız her iki dünyada sizlere ve çevrenize zarar verir ve veriyorda.
Eğitim olayını paravan olarak kullanmayın. O eğitimi sizden çok ben istedim. Bunu defalarca ifade etttim. Ben sizlerin bu konudaki taleplerinize müsbet cevap verdim. Ben namaz kıldırma, hutbe okuma ve vaaz etme konusunda bir sorunumun olmadığını, sorunun çocuklara ders ve eğitim verirken hastalık nedeni ile uyumam....sorun bu... Bu nedenle bir eğitimci temini gerektiğini karşılıklı olarak kabul ettik. Ve bu işi başlatmak sizlerin çabası ile sizlere nasipmiş. İnşaellah mukafatınızı alırsınız. Ama ne acıdırki, bazı şeyleri bahane ederek ve göstererek bir kazan sütü.................murdar ettiniz. Bundan beni suçlayamazsınız.Biraz kendinize ve takındığınız tavırlarınıza bakınız. Ama kafa gözü ile değil, kalb gözü ile, basiret ile bakınız.
Üçüncü olarak: İlmime hürmet ettiğinizi ve saygı gösterdiğinizi yazıyorsunuz. Ama ağzınızdan çıkan sözler ve takındığınız tavrı-hareketiniz bunu yalanlıyor. Eğer böyle bir saygınız olsaydı, dinin ortaya koy duğu prensiplere göre hareket eder, hoca efendi ne kadar hatalı olursa olsun, bu işi bu raddeye getirmezdiniz. Gerçek bir hoca efendiye gidiniz ve sorunuz: İslamda hocanın konumu nedir diye? Hemen peşin söyliyeyim: Kendisini
‘TAĞUT’ un gölgesine atmış ve tevhidin ne olduğunu bilmiyenlere sormayın. Şuna aldanmayın: Belki bilgili olabilir, kıraatı iyi ve sesi güzel olabilir ve belki falancılar filancılar gibi, çocuklara bir şeyler de verebilirler…Ama tevhid ve zihniyet noktasında Muhammedi olamamışlara sormayın.
Son olarak şunu ifade edeyim: 2500 sene yaşadığı rivayet edilen Hz. Nuh (as) ı 700 sene dinleyip, Sen Nuh’sun peygamber değilsin dedikleri gibi, sizde, özellikle 1991 tarihinden itibaren Kur’anı Kerimi başından sonuna kadar tefsir eden, tevhide evet, tağuta, şirke ve şirke götüren herşeye hayir demiş hocanıza ve otuz senelik arkadaşınıza:Hakiki hoca olsaydınız..................dediniz....Şimdi onlardan farkınız ne?
Gerçeği görmenizi, zararın neresinden dönersiniz orası kardir, ilkesine uymanızı dilerim.
Hakka tabi olanlara selam olsun... 10.05.2011


Ayasofya camii imam- hatibi ve hadimi
Martin Luther str.16
31137 Hildesheim