السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

بسم الله الرحمن الرحيم

 

                                         CEMAATA DAVET

Konu:

1- Pazar günleri sabah namazına davet.
2- Bazı hususların izahı.
3- Kardeşliği pekiştirme.

Muhterem kardeşim ……………………..  

Hayatım boyunca mektup yazmayı hiç sevmedim. Ama Peygamberi-mizin(sav) davet mektuplarından yola çıkarak, son çare olarak Pazar günleri sabah namazına davet için , işte gördüğünüz ve okuduğunuz bu mektubu yazmaya karar verdim ve yazdım. Neden ve niçinine gelince bir müslüman olarak ve bir hocanız olarak görevim insanları iyiye, güzele ve her iki dünyada saadete götürecek şeylere davet etmektir. İster beğenilsin isterse beğenilmesin, otuz seneye yakındır bunu yapmaya çalıştım. Fakat her konuda olduğu gibi, cemaatle namaz konusunda da binlerce defa vaaz yaptım, yazı yazdım ve davet ettim. Nuh(as) burada hatırlatırım.
Öyleki ayetler bitti, hadisler bitti, İslami eserlerden nakiller bitti ve işte ömürde bitti-bitecek, Sultan Süleymana kalmayan dünya, bizede kalmayacak, fakat neticede değişen birşey yok.
Şimdi ise, birde mektupla yapalım davetimizi dedik.Çünkü şahsen ben sizleri dost kabul ettim, kardeş kabul ettim ve çok sevdim.(Ama sizlerin bana karşı tavrınız nasıl ve ne merkezde bilmiyorum.!!!)
Evet, neden bunun üzerinde, yani cemaatle namaz üzerinde duruyoruz? Binlerce mesele arasında illada cemaatle namaz niçin diyoruz?
Çünkü Peygamberimiz(sav) , cemaata gelmeyen, özellikle yatsı ve sabah namazına gelmeyenler münafıktır diyor. Evinde ve hatta iş yerinde namazlarını kılsalar bile... Bir insan münafık oluncada diğer ibadetleride geçerli olmuyor. İşte ben sizleri sevdiğim için böyle bir duruma düşme- nizi istemiyorum.

Biliyorum işiniz var çalışıyorsunuz, yoruluyorsunuz, aile ve çocuklarınız var, pek vakit bulamıyorsunuz! Ama ben, hiçbir zaman beş vakit namazda benim gibi camide olun demedim! İşinizi bırakın, istirahatınızı bırakın gelin, camide yatın demedim. Haftada bir gün , o da pazar günü sabah namazına gelin dedim. Bunun dışında bir şey söylemem realiteye ters düşerdi.
Peygamberimizin(sav) Mekkeden Medineye hicret ettiğinde ilk yaptığı şey cami idi, cemaatle namaz idi ve sohbet idi.Sahabe kiram demek, peygamberin sohbetini dinleyen, onu yalnız bırakmayan ve ona arkadaş olan kişi demektir. Eğer onlar peygamberimizi sürekli dinlemeselerdi, Kur’an ve binlerce hadisi- şerifler bizlere nasıl ulaşacaktı?
Beni tenkit ediyorsunuz veya ediyorlar...Otuz senedir ne yaptın diye? Sizler bunca sene beni dinledniz, ne ö
ğrendiniz ve ne yapıyorsunuz?
Doğrudur...Dört dörtlük değilim, belki arzu edileni yapamadım, zaten böyle bir iddiada da bulunmadım. Gücümün yettiğini yapmaya çalıştım...Belki yapabilme imkanım vardı, fakat yapamaya muvaffak olamad
ım. Gerçek şu ki, herşeyi ben yaptım iddiasında da bulunma dım.Bulunamazdımda. Yapabildiğim tek bir şey var: oda tevhidten taviz vermedim, şirke hayır dedim, şirke götüren yolları ve şeyleri sizlere izah ettim.Ben ayet ve hadisler okudukça, bazı kısa akıllılar, çürük ve demogojik mantıklarıyla tevhide ters düşen ve şirke götüren yolları ve yöntemleri doğru ve iyi göstermek için yorum yaparak itiraz etmeye çalıştılar....Hala dahi, hevalarına uyanlar veya alet olanlar, bazı zahiri-güzel gibi görünen şeylerle itiraz etmeye devam ediyorlar.....aldanıyorlar ve aldatıyorlar.
Şunu hiç unutmayalım: İslamda din adına bazı şeyleri kazanmak, elde etmek yoktur ve meşru değidir, birilerine şirin görünme yoktur, taviz verme hiç yoktur ....Yapılan hizmet, ibadet ve özellikle itikadi konularda cehalete ve indi fikirlere asla yer yoktur.İslamda hizmet, ibadet ve itikadi konularda sadece Allahın rızasını kazanma vardır, Allah bu yaptıkla-rımızadan razımı ilkresi hakim olmalıdır bizlerde. Allah hepimizi razı olduğu kullarından eylesin.(Amin)
Bunları yazarken suçu size atmak ve sizleri suçlamak asla değidir
niyyetim ve amacım. Kendimide temize çıkarmak asla ve kat’a değildir. Her şeyi bilen ve gören Allahımızın huzurunda, yani mahkeme-i kübrasında temize çıkarsak ne mutlu bizlere! Allah yüzümüzü kara çıkarma- sın...
Unutmayalımki, ‘Allah bu dine, kafirleri, facirleri ve fasıkları da hizmet ettirir.’ (Hadis) Öyle ise bizler, hizmet, ibadet ve itikadımız da İlim, ihlas ve samimiyet içinde olalım, sadece ve sadece Allahımızı razı edelim. Yüce Allahım! Müdahim, Murai, Muhain ve Müzebzeb olmaktan cümlemizi koru
!.. Bu sifatlardan da sizleri tenzih ederim.
Çok yazılması gereken şeyler var, fakat sizlerin güzel vakitlerinizi alıp israf etmek istemiyorum. Daha önce yazdığım ve camide dağıttı
ğım ‘SURE- İ ASRIN ‘ izahı ile alakalı bir yazımı, cemaatle alakalı bir yazımı ve ayrıca merhum Alaaddin kardeşimize hayatta iken yazdığım bir yazıyı da mektubuma ilave ediyor ve gönderiyorum.
Size ve aile-efradinize iki dünya da mutluluklar diler, işlerinizde başarılar, kazancınıza bereketler, sihhatü- afiyetler niyaz eder, makul kaşılamanızı, darılmamanızı ve gereğinin yapılmasını rica ederim.
Hurmetlerimle! Allaha emanet olun!


Kardeşiniz ve Hocanız

Hildesheim ( 30.09.2010 )


NOTLAR:
1-Bu mektubumun her sahifesi, her satırı, her kelimesi ve hatta her harfi sizin ve benim hakkımda yarın ahirette ya lehimizde veya aleyhimizde şahid olacaktır.
2-Hiç bir art niyetim yoktur. Kardeşlik adına yazdım.
3-Sizden başkalarına da yazmama rağmen, size gönderdiğim bu mektu- bum, ikimiz arasında bir sır ve emanet olarak kalama
sını önemle Allah adına sizlerden rica ediyorum.

4-İlham üzerine gönderilen kişiler bizde  mahfuzdur efendim!

 

 

                                                      3