Bu makale 2345 kez okundu.


467 .HUTBE:

 

ASR SURESİ

Aziz ve Asil Müminler!

Asr suresinin üçüncü bölümünü bu Cuma ikmal etmeye çalışalım. Top- lumda her fert sadece kendisi, hakkı, doğruyu ve adaleti yerine getir- mekle kalmamalı, aynı zamanda başkalarına da tavsiye etmelidir. Bir toplumu manevi boşluktan ve ahlaki çöküşten korumak ancak bu şekilde olur. Eğer bir toplumda bu anlayış yoksa işte o toplum hüsrandan kurtulamaz.Günümüzde gençlik ahlakı dejenereye uğrarken, gençliğin manevi değerleri tahrip edilirken bu duruma seyirci kalmak, kendi kendimize dertlenip sadece şikayetle yetinmek, başkalarını sorumlu tutarak işin içinden ayrılmak büyük hatadır.Nitekim “İsrail oğullarından kafir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanet olundular. İşte bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir. Yaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı, ne kötü şey yapıyorlardı.” Maide suresinin (78 -79.) ayetlerinde Hz. Davut (a.s) ve Hz.İsa’( a.s)nın ümmetlerine helak olmalarının sebebi “Birbirini günahtan ve zulümden men etmemeleri idi“ şeklinde ifade edilmiştir.

Muhterem Müslümanlar!
Hakkın anlatılması, Allah’ın dinini ve İslam’ı yüceltmek için içtenlikle mücadele etmektir. İnanan bir toplumun hakka karşı, batılın yayılmasına seyirci kalmamasıdır. Öyleyse zulmün karşısında sessiz kalmak, emperyalist güçlerin yapmış olduğu zulüm ve haksızlıkları görmezlikten gelip tepkisiz durmak, maalesef bizim kurtuluşumuz değildir. Yapılan bütün haksızlık ve zulümlere sessiz ve tepkisiz kalmak insanlara ilahi cezaların gelmesine sebep olacaktır.Bugün İslam ülkeleri, emperyalist güçlerin tehdidi ve işgali altında çaresiz, mazlum durumdadır. Bu haksızlıklara engel olamadan sadece seyrederek durursak hakkı tavsiyeyi ihmal etmiş oluruz.İşte bütün bunları görebilmek için hepimizin şuurlu bir Müslüman olması, etrafımızda gelişen olaylara bakarken, Kur’an ve sünnet çizgisinden ayrılmaması
gerekir.
SABRI TAVSİYE:Asr Suresinde Hakkın Tavsiyesinin yanında toplu mun hüsrandan kurtulması için, sabrın tavsiyesi de şart koşulmuştur. Yani hakkın ve onu himaye etmenin uğrunda karşılaşılan bütün zorluk musibet, meşakkat, zarar ve mahrumiyetler karşısında sebat etmek tavsiye edilmiştir.Sabır, insanı insan yapan değerler arasında en önemlisidir. Sabır çaresizce beklemek değil, inandığın dava üzerinde her türlü zorluğa ve şarta karşın dimdik durmak ve istikametten asla taviz vermemektir.

Aziz ve Şerefli Din Kardeşlerim!
Kuranı Kerimde övülen ve tavsiye edilen sabır iman ve Salih amel yolunda olan sabırdır ki bu bir bağlılık göstergesidir.Her türlü zillete boyun eğmek, batılda saplanıp kalmaktadır. Şerre rıza göstermek ya da her türlü kötülüğe katlanmak kötülükler karşısında susup kalmak sabır değildir.Sabır, hak-batıl mücadelesinde önümüze çıkan bütün sıkıntılara karşı mücadele edip, istikamette devamlılık göstermektir. Bütün bunları yaparken de tek dayanağımız Kuranı kerim ve Peygamberimizin sünnetidir. İyi bir Müslüman olmak için bu ikisini en iyi bilmeli ve hayatımızın merkezine yerleştirmeliyiz.Ancak böyle amel edip Salih amel işleyen, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden insanlar zararda değildir. Bunlardan başkaları ise mutlaka zarardadır. Bu dört özellik olgun bir imanın göstergesidir.Karşılıklı olarak sabrı öğütleme insanın gücünü arttırır. İnsanlar arasında toplumsal dayanışmayı harekete geçirir. İnsanları sevgi, azim ve sebatla donatır.Kur’anı Kerimde ise sabırla ilgili;“Ey iman edenler, sabredin sabırda yarışın ve Cihad için hazırlıklı bulunun. Allah’tan korunun ki kurtuluşa eresiniz” (Ali İmran:200) Çünkü; “Şüphe yok ki Allah sabre denlerle beraberdir.” (Bakara:153)“ Ancak sabredenler mükafatlarına erdirilir” ( Zümer:10)“

Şerefli Cemaatı Müslimin!

SONUÇ:Hayat bir imtihandır. Bu imtihanda Hak–batıl arasındaki müca- dele söz konusudur. Hak–batıl davasında kimin safında olduğumuzu bilip, önümüze çıkan bütün sıkıntılara karşığüs gerip, mücadele edip, istikamette devamlılık göstermek gerekir. Hak–Batıl mücadelesinde bir kısım insanlar hakkın yanında, bir kısım da batılın yanında olacaktır. Bunun arası yoktur. Bu konuda“ Hak–batıl davasında bîtaraf olan, berta raf olur” diyerek her müslümanın nasıl bir duruş sergilediğini bildirir. Bu bir İslami duruştur. Biz Hz. Ömerlerin münafıklar ve kafirler karşısın daki tavizsiz duruşunu,Bilallerin,Ammar- ların, Yasirlerin, Ebu Leheb lerin, Ebu Cehillerin karşısındaki korkusuz duruşuna muhtacız.İşte bunlar için tek yapacağımız şey Kur’anı Kerim ve Peygamberimizin sünnetine sımsıkı sarılmak olmalıdır. Kur’anı Kerim ve Peygambe rimizin sünnetini en iyi şekilde anlayıp hayatımıza uyarlamamız gerekmektedir.Başka çıkar yol yok.Hala etliye sütlüye karışmayan,suya sabuna dokanmayan,bana dokunmayan yılan bin yaşa- sın diyenlerin yolu yol değil. Hele hele tağuti güçlerle iç içe dünya haya- tını yaşıyan insanlarla yola çıkmak, davayı peşinen kaybetmek olur.

Son Güncelleme (Salı, 04 Ağustos 2015 22:29)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile